Raporlar

2010 Raporu

TOKAT İLİ KOMANA ANTİK KENTİ KAZISI 2010 YILI ÇALIŞMALARI
Prof. Dr. D.Burcu Erciyas

Hamamtepe

Kazı çalışmaları kent sınırların içinde bulunan ve Yeşilırmak (İris) nehri kenarında konumlanmış olan Hamamtepe höyüğü üzerinde yürütülmektedir. 2010 yılında aynı alanda devam eden kazılar genişleyerek devam etmiş ve yerleşimin kuzeybatı teraslarında yeralan Roma dönemine ait altıgen havuz da açığa çıkarılmaya başlanmıştır.

HTP01 Alanı

HTP01 alanı 2010 yılı kazı çalışmaları, 2009'da çalışılan beş açmadan oluşan alanın güneyinde iki (277/588, 282/588), kuzeyinde bir (272/598) ve doğusunda bir (292/598) açma olmak üzere toplam dört yeni 5x5'lik açma ile devam etmiştir. HTP01 bölgesinde yeni sektörlerde çalışılarak, atölyelerin mekânsal bütünlüğünün ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Kazılarla Komana kenti yerleşim tarihinin en son kullanım evresini temsil eden döneme ilişkin veriler, bir diğer deyişle kentin son sakinlerinin yaşam alanlarının bir kısmı gün ışığına çıkarılmıştır. Genel olarak Geç Bizans/Selçuklu Dönemi'ne ait olan bu son kullanım evresinin izleri işlikler, ocaklar ve höyüğü çevreleyen sur duvarları olarak nitelendirilebilir (Figür 1). Çalışma alanlarından HTP01'de yaygın olarak ortaya çıkarılan işliklere ait bugüne kadar 6 mekan kazılmıştır. Bu mekanların duvarları orta boy şekilsiz taşlarla örülmüş olup yanlızca temel kısımları bugün ayaktadır (Figür 2). Duvarların üst kısımlarının yapı malzemesi bilinmemektedir. Duvar temelleri metamorfik yapıdaki anakayaya oturtulmuştur. İşliklerde pişmiş toprak ocaklar, hazneler ve anakayaya oyulmuş silo görünümünde çukurlar ve yine kayaya oyulmuş ocaklar ele geçmiştir (Figür3). Bu işliklerin seramik, tekstil ve tekstil boyama, ekmek pişirme ve metal işleme fonksiyonları olabileceği düşünülmektedir. Ancak şu anda kesin bir öneri getirebilmek için yeterli arkeolojik veri sağlanmış değildir. Ortaya çıkarılmış olan ocakların tandır olması ve mekanların en azından bir kısmının mutfak işlevi görmüş olması da olasıdır. Bu alanda yanlızca üretim değil depolama da yapıldığı ana kayaya oyulmuş çeşitli boyutlardaki çukurlardan anlaşılabilmektedir. Mekanlardan birinde ele geçen bronz aletler, tartı parçaları, ergitme kapları en azından bu mekanda metal üretimine dikkat çekmektedir (Figür 4).

2010 yılında sürdürülen kazılarda Selçuklu tabakalarının altına inilerek Bizans dönemi tabakalarına ulaşılmıştır. İşliklerin hemen dışında 2,5m derinlikte Bizans dönemine tarihlenebilen bir mezarlık alanına rastlanmıştır. İskeletler, Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Yılmaz Erdal tarafından çalışılmıştır. Komana'dan ele geçen 7 mezardan, birinde 4 adet insan iskelet kalıntıları ikincil gömü olarak saptanmıştır. Diğer 6 mezarda birer iskelet gömülüdür. Böylece toplam 10 insan iskeleti ele geçmiştir. Ele geçen insan iskeletlerinden 1'i 4-5 aylık bebek, bir diğeri ise 9-10 yaşlarında bir çocuğa aittir. Diğer iskeletlerin tamamı yetişkin olup, bunlardan birisi 26-32 yaşlarında erkek, diğerleri ise kadındır (Figür 5). İskeletler arasında kadınların baskınlığı, şu ana kadar açılan mezar sayısının azlığı ile ilişkili olmalıdır.

Gömü esnasında, ölülerin üzerine doğrudan toprak örtülmemesi, Orta Karadeniz bölgesindeki yoğun yağış ve Komana'nın hemen eteğinden akan Yeşilırmak nedeniyle oldukça nem almış ve iskeletler görece kötü korunmuştur. Buna rağmen birçok iskeletin yaşı ve cinsiyeti tahmin edilebilmiştir. Komana'da en sıradışı insan iskeleti, sol kolu sağdakinden daha güdük ve eğri olan HTP01 T9 G02 nolu kadın iskeletidir. Erişkin yaşta ölmüş olan bu bireyin sol kolunda yer alan bütün kemikler sağdakilerden daha narindir. Mevcut durum, büyüme döngüsü esnasında kasları fazla işlev görmemiş olan bireylerin felç olan kemikleri fazla gelişememekte, kasların çekme etkisi nedeniyle eğilmektedir. Mezarların yanında bir de köpek iskeleti ortaya çıkarılmıştır. Mezarlardan yalnızca birisinde, küçük bir çocuğa ait olan mezarda, bronz bir küpe ele geçmiştir. Bulunan metal bir haç Bizans tarihlemesini destekler niteliktedir (Figür 6).

HTP02 Alanı

HTP02 alanında geçen sene 3 açmada başlamış olan ve Hamamtepe'nin batı yöndeki sur duvarını görünür hale getirmeyi ve bu duvarın yüksekliği, genişliği, mimari yapısı, dolgu malzemesi ve yapıldığı döneme ait verilerin ortaya çıkarılmasını amaçlayan çalışmalar başlatılmıştır. Bu sene ise geçen sene açılmış olan açmaların kuzey ve güney yönlerinde sadece batı yöndeki sur duvarında değil, kuzey yöndeki sur duvarında da çalışmalar yapılmıştır ve 9 açmada çalışılmıştır. Çalışmalar boyunca ortaya çıkarılması amaçlanan duvarın her iki tarafında da kazı yapılmış ve sur duvarının iç yüzündeki yapılar ile ilgili hem de dış tarafındaki kullanım ile ilgili veri toplanmıştır. Savunma sisteminin en son evresinin Geç Bizans/Selçuklu dönemine tarihlenmesi mümkündür. Sur duvarlarının tepeyi çevreleyen kuzeybatı köşesinde daire şeklinde burç olduğu düşünülen kalıntıların bir kısmı ortaya çıkarılmıştır (Figür 7). Üzerinde bulunan elektrik direği kaldırılamadığı için kazısı 2011 yılına kalmıştır. Yine 2010 yılı kazılarında yüzeyde izlenebilen ve kazılarla ortaya çıkarılmış olan en geç sur duvarının altından ikinci ve daha erken bir sur sistemi gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Tarihlemesi gelecek yıllarda duvarın temeline inildiğinde mümkün olacaktır. Geç Bizans/Selçuklu dönemi sur duvarı 3,50m kalınlığında ve yaklaşık 5m yüksekliğindedir. Sur duvarlarının içinde ve dışında yer alan mekanlar duvar koruma fonksiyonunu kaybettikten sonra inşa edilmiş metruk yapılara ait olmalıdırlar. Sur duvarının üzerine yerleştirildiği anakaya içine oyulmuş bir mezarda 60 yaşın üzerinde bir kadına ait bir iskelet bulunmuştur.

HTP03 Alanı

Hamamtepe'nin son kazı alanını H3 alanı oluşturmaktadır. 2010 yılında kazılar doğuya doğru 3 açmada devam etmiştir. Höyüğün kronolojisi ve stratigrafisinin anlaşılabilmesi amacı ile basamaklı olarak kazılmış olan bu alandaki kazı çalışmalarında beklenen sonuçlara ulaşılamamıştır (Figür 8). Alandan ele geçen arkeolojik malzemeler Geç Roma ve Bizans dönemine tarihlenmekte olup, bölgede teraslama çalışması yapılmış olduğundan daha eski dönemlere inmek mümkün olmamış, aynı dönem içerisinde farklı yapı kalıntılarına rastlanmıştır.

HVZ01 Havuz Alanı

2010 çalışma sezonunda Gözova vadisinin kuzeybatısında Bula Köyü yakınlarında bulunan 6 gen havuzun kazısına ilk defa başlanmıştır. Amaç, havuz yapısının kullanım amacını ve dönemini tespit etmektir Bu doğrultuda kuzey yönünde 5 adet açmada çalışılmıştır. Havuz yapısı yamuk dörtgen planlı bir platform üzerine kurulmuştur. Her biri ortalama 5 metre olan 6 kenara sahiptir. Havuz yapısının kullanım şeklini anlayabilmek için öncelikle havuz yapısının, çevresindeki yapıların ve havuz sisteminin anlaşılması gerektiği düşünülmüş, bu amaçla yapılan çalışmalarda su geliri ve gideri olarak kullanılmış künk sıraları, bazı yapı kalıntıları ve bunlarla ilişkili öğeler ile karşılaşılmıştır. Öncelikle havuzun iç kısmına temizlik çalışmaları yapılmıştır (Figür 9). Bu çalışmalar sırasında üzerinde "T?PTI" ve "?IOYX" yazan havuz zemininde devşirme olarak kullanılmış bir taş saptanmıştır. Yine havuzun iç zemininde, biri kuzey, biri batı ve diğeri güneydoğu duvarı önünde görülen 9-10cm çapındaki drenaj delikleri ince işlenmiş taş kare bloklar içinde yer almaktadırlar. Havuz ve çevresi kaçak kazılarla oldukça tahribe uğramış ve bu tahribat havuza ulaşan künk doğrultularının açığa çıkmasına neden olmuştur. Yapılan kazı çalışmalarıyla havuzun hemen kuzey kısmında 782/363 nolu açmada horasan kaplamalı bir zemin açığa çıkarılmıştır. Bu alanın, su ile ilişkili bir yapının parçası olduğu belirgindir. Bu çalışma sırasında benzer anıtsal boyutlarda ancak cephesi ve kaplaması tamamen sökülerek taşınmış ikinci bir su yapısına rastlanmıştır (Figür 10). Havuz ile ikinci yapı arasındaki ilişki ile su sistemi gelecek yıllarda bu yapıların fonksiyonları ile ilgili daha detaylı bilgi verecektir ancak bu yapıların bir hamama ait olması olasıdır.

Çördük Kalesi Ölçüm Çalışmaları

Çördük Kalesi, Tokat-Sivas karayolunun üzerinde Çördük Köyü ayrımında konumlanmıştır. Kuzey-Batı yönünde uzanmış kayalık üzerinde yeralan kalenin yapılarının büyük çoğunluğu kayaya oyularak yapılmıştır. Helenistik Dönem'de bu bölgede sıklıkla görülen tipte bir kale yapısıdır. Kaleyi çevreleyen sur sistemi daha geç bir döneme büyük olasılıkla Bizans ve ardından Osmanlı Dönemine ait yapım izleri taşımaktadır (Figür 11). 2007 yüzey araştırması sezonunda kaleden elde edilen seramik verisine göre kale, Hellenistik Dönemden sonra yoğunlukla Bizans ve Osmanlı Döneminde kullanılmış olmalıdır. 9-11 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışma ile kalenin planını çıkarmaya yönelik Total Station aracılığıyla ölçüm yapılmıştır. Bu doğrultuda ilk önce ölçümün yapılması için sabit noktalar belirlenmiştir. Kalenin kuzey cephesinin silüetini çıkarmaya yardımcı olacak veri kaydedilmiştir. Ancak tüm kalenin planını çıkarmaya yardımcı olacak koordinat verisinin toplanması çalışması gelecek yıl da devam edecektir.

Çevresel Arkeoloji Çalışması

Kazı çalışmalarının önemli bir kısmını da çevresel verilerin değerlendirmesi kapsamaktadır. Bu çerçevede seçilmiş açmalarda belirli tabakalardan hem toprak örnekleri hem de kemikler toplanmıştır. Ayrıca tabanlardan alınan mikroarkeoloji örnekleri ile diğer verilerin birarada değerlendirilmesi sonucu antik yerleşimde beslenme alışkanlıkları ve hayvancılık gibi konular aydınlanacak, ileri analizlerle yapı ve oda ölçeğinde mekansal fonksiyonlar belirlenebilecektir (Figür 12). Hayvan kemiklerinin bir kısmı DNA analizi için toplanmıştır. Bu çalışma ile Komana'da koyun türleri belirlenebilecektir. Figür 12 ve 13. Araziden alınan toprak örneklerinden elde edilen bitki kalıntıları üzerine arkeobotanik çalışma ve toplanan hayvan kemikleri üzerine gerçekleştirilen arkeozoolojik çalışma. Çevresel arkeoloji çalışmaları Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Evangelia Pişkin tarafından yürütülmektedir. Bu kapsamında 3 kasa kemik parçası Komana'dan Ankara'ya getirilmiştir. Bu kemikler üzerinde yapılan laboratuar çalışması tamamlanmış, tüm kemikler tanımlanmış ve Access veritabanında kaydedilmiştir. Veritabanındaki kayıtlar türler hakkında bilgi, kemiklerin anatomik lokasyonları, uzun kemiklerin ve dişlerin yaş tayini, cinsiyet tayini, patoloji, kasaplık izi, yanık izleri, tafonomik gözlemler (kemirme, parçalanma, kırılma tarzı) ve osteometrik ölçümleri içermektedir (Figür 13). Geçen yıl ön tasnifi yapılmış olan ve tanımlanmayı bekleyen 34 adet örnek ve ayrıca 2010 yılında toplanan 27 adet ağır kalıntı (heavy residue) ve 37 adet hafif kalıntı (light fraction) örneklerinin çalışılmasına devam edilmektedir. Komana'da elde edilen bitki örnekleri bol miktarda ve iyi korunmuş durumdadır. Gözlemlenen türler arasında serbest harmanlanmış buğday, mercimek, üzüm, bezelye ve olasılıkla nohut bulunmaktadır. Son derece sınırlı sayıda yabani tohuma da rastlanmıştır. Biri badem diğeri ise büyük olasılıkla bir fındığa ait birkaç tane çekirdeksi meyve bulunmuştur. Tahıl kalıntıları arasında şu ana dek hiç tahıl kabuğu yoktur. Bu da, ya yerleşime başka bir yerden saf temizlenmiş ürünlerin getirildiğini (pazardan temizlenmiş halde alınan ürünler olabilir) ya da henüz diğer tahıl işleme aşamalarından örneklerin ele geçmediğinden yola çıkarak, tesadüfen sadece tahıl tüketiminin en son aşamasına ait kanıtları içeren depozitlerden örnekleri toplamış olduğu önerilebilir.

Sosyal Sorumluluk

Projenin bir de sosyal sorumluluk ayağı bulunmaktadır. 2010 yılında ilk defa 10 kişilik bir ilköğretim öğrencisi grubuna Arkeoloji ve Sanat Tarihi bilimleri ve "Çağlar Boyu Resim" üzerine seminerler verilmiş, kazı alanı gezdirilmiş ve çeşitli atölye çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmaların yörede kültür bilincini arttırması hedeflenmektedir (Figür 14). Çalışma son derece yararlı olmuştur. Gelecek yıllarda yaygınlaştırılması hedeflenmektedir.

Koruma Çalışmaları

HTP01 Alanında 2009 yılından itibaren ortaya çıkarılan işlik duvarları Restorasyon Uzmanı Ebru Torun'un önerdiği yöntem ile üzerleri örtülerek koruma altına alınmıştır. Bu yönteme göre kil, saman ve kum karıştırılmış, üzerine önce sinek teli daha sonra çuval bezi serilmiş duvarlar üzerine örtülmüştür. Bu koruma yöntemi hava şartları ile uyum içerisinde hareket edebildiğinden duvarların korunmasında son derece etkin olacağı düşünülmektedir. Ayrıca işlikler içerisindeki ocaklar da paraloid ile güçlendirilmişlerdir. Hava koşullarından zarar görmemeleri için etrafları ve üzerleri mümkün olduğu kadar örtülmüştür (Figür 15). Sonuç olarak, kazı çalışmalarının erken evresinde elde edilen arkeolojik veriler, Tokat ve çevresi için hatta daha genel olarak ele alırsak Karadeniz coğrafyası için Selçuklu ve Bizans dönemleri gündelik yaşam alanları hakkında şu ana kadar elde edilmiş önemli sonuçları içermektedir. İlerleyen yıllarda Komana Arkeolojik Araştırma Projesi, Komana antik yerleşiminin daha erken evrelerine ulaşarak özellikle yazının başında değinilen Hellenistik dönem tapınak devleti yapısına ışık tutabilecektir. O zamana kadar ise Komana, Karadeniz Bölgesi arkeolojisine Selçuklu, Bizans ve Roma dönemlerine dair çok değerli veriler kazandırma potansiyelini şimdiden göstermiştir.

© 2014 karp