Raporlar

2016 Raporu

Komana'da 2016 Yılı Kazı Çalışmaları
Prof. Dr. D.Burcu Erciyas

Komana Pontika, Tokat'ın 9 km kuzeydoğusunda Tokat-Niksar karayolu üzerinde yer almakta, kentin ortasından Yeşilırmak (İris) Nehri geçmektedir. Alanda yüzey araştırmaları 2004 yılında, kazı çalışmaları ise 2009 yılında başlamıştır. Bugüne kadar Komana'nın iki bölgesinde toplam 8 alanda farklı amaçlarla kazılar yapılmış, bir kısmında çalışmalar sonlandırılmış, bir kısmında ise devam etmektedir. Bu bölgelerin en önemlisi antik kentin merkezinde bulunduğu düşünülen Hamamtepe höyüğüdür. Hamamtepe höyüğü Yeşilırmak'ın yanında kentin içerisine yayıldığı ovanın batı ucunda bulunur. Yine bu höyük Tokat müzesinde bulunan arşitravların yamacında bulunduğu höyük olup, kimi kaynaklarda sözü edilen köprünün sağlam kalan ayakları ile de yakın ilişki içerisindedir. Höyüğün sur duvarları ile çevrili olduğu görülebilmekte ve ilk yıllardan bu yana üzerinde yoğun yerleşim olduğu gerek yüzey araştırmasından gerekse hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinden kolaylıkla izlenebilmektedir.

Kazı çalışmalarına Hamamtepe üzerinde ağırlık verilmiştir. Höyük üzerinde 7 farklı alanda kazı yapılmış, temel amaç Hellenistik dönemde Mitradat krallarının önemli bir inanç merkezi olan Ma kutsal alanına dair fiziksel verilere ulaşmak, bu yolla Komana'nın sosyal, ekonomik ve idari düzenini anlamak olmuştur.

Çalışmalar, Komana'nın yalnızca Hellenistik ve Roma dönemlerinde değil, Bizans ve ardından Beylikler dönemlerinde de bölge açısından önemini ve üretkenliğini koruduğunu göstermiştir. Kazılar yolu ile elde edilen arkeolojik, mimari, ekolojik verilerin tümü Orta Anadolu Ortaçağ'ını aydınlatmaya yönelik değerli bilgiler sağlamış, kazı çalışmalarının yönünü büyük ölçüde değiştirmiştir. Komana'da acil olarak Roma ve ardından Hellenistik dönem verilerine ulaşılması hedefi güdülmemiş, elde edilen Ortaçağ verilerinin daha detaylı çalışılabilmeleri için özellikle Danişmend dönemi evresi ile onun hemen öncülü Orta Bizans evresi çalışmaları ön plana alınmıştır. Bu çalışmaları destekler nitelikte, sur duvarı üzerinde de kazılar yürütülmüş, Ortaçağ'da örneklerini gördüğümüz kale yerleşim tipini andıran bu yapının bütüncül olarak kavranabilmesi hedeflenmiştir. Höyüğün merkezinde adı geçen evreler aralarında kimi zaman toprak bile birikmeye fırsat bulamadan üstüste yerleşmiş, malzemeler sürekli devşirilmiş, temel plan özellikleri evreler boyu birbirini takip etmiştir. Bu yapılaşmanın höyüğün farklı bölgelerinde durumlarının takip edilebilmesi ve farklı evrelerin yayılımlarının anlaşılabilmesi için çeşitli alanlarda küçük çalışmalar yürütülmüştür. Yine surlu yapının dışı da araştırma sorusu olarak seçilmiş, sur dışı yapılanma kazılar yoluyla anlaşılmaya çalışılmıştır.

Tokat'ın Danişmendlilerin bölgeye gelmesi ile önemli değişimlere sahne olduğu yazılı kaynaklardan bilinmektedir. Hatta Komana'nın adı epik bir eser olan Danişmendname'de Sisiyye olarak anılmakta, sayısız kiliselerinden ve İslamiyet'e dönüştürülmesi için gösterilen gayretlerden söz edilmektedir. Sürekli bir el değişikliğinin ön görülebileceği bu dönemde Hamamtepe üzerinde ve surların dışına taşan yoğun bir yerleşim söz konusudur. Bu yoğun yerleşimin sağladığı veriler ise dönemin üretim faaliyetleri açısından aktif olduğunu, ticaret ilişkilerinin güçlü olduğunu lüks mallara ulaşılabildiğini göstermektedir. İşte Anadolu'nun önemli eşiklerinden biri olan Türkleşme sürecine ışık tutabilecek Hamamtepe evrelerinde araştırma soruları bu hedefe göre yeniden düzenlenmiştir.

Üretim faaliyetlerinin yürütüldüğü tahmin edilen 12-13. Yüzyıl mekanlarının özelliklerini anlamak, kullanımlarını ve olası üretim alanlarını tariflemek, tüm arkeolojik veriyi birarada değerlendirebilmek, ve özellikle çevresel veriyi detaylı olarak çalışabilmek hedeflenmiş, bu üretilecek bilgi ile gelişim, değişim süreçlerini tanımlamak ve Orta Bizans dönemi kale yerleşimlerinin Beylikler dönemindeki değişen çehresine ışık tutmak ana hedef olmuştur. Bu hedefe yönelik olarak HTP01 olarak adlandırılan merkez alanda çalışmalar yapıları takip eder şekilde düzenlenmiştir. 2017 yılının başında bu alanın mekansal analizini ve fonksiyon tanımlamalarını içeren bir doktora tezi Mustafa Tatbul tarafından tamamlanmıştır. Diğer yandan Bizans dönemi surlarının bu yapılanmadaki rolünü daha iyi kavrayabilmek, surları daha kesin tarihleyebilmek ve çağlar boyu kullanımını anlayabilmek amacıyla sur duvarındaki çalışmalar da devam ettirilmiştir. 2016 yılında kazı yapılan üçüncü alan sur dışarısında kalan alandır. Burada daha önce yapılan bir derin açmada tepede takip edilen tüm evreler gözlemlenmiş ancak derinlik tehlike arz edince çalışmalar sonlandırılarak açma geri doldurulmuştur. 2016 yılında daha geniş, 10x10m'lik bir açma hazırlanarak bu bölge tekrar değerlendirilmiş yerleşimin yayılımını izlemek, ve üretim alanı dışında yapılanmayı tarif etmek, olası idari binalara ulaşmak amaçlanmıştır.

Beylikler evresinin hemen altında ortaya çıkarılan iki küçük şapel ve çevresinde genişçe bir mezarlık alanı bulunmaktadır. 11-12. Yüzyıla tarihlenebilecek kiliseler ve 100'ü aşkın mezar Hamamtepe'nin Danişmend dönemi öncesine ışık tutmaktadır. 2016 yılının hedeflerinden birisi de özellikle Kilise B'nin çevresinin tamamen açılarak kiliselerin planlarının etraflı çalışılabilmesini sağlamak, mezarlarla ilşkisini anlamak olmuştur.

2016 yılının temel hedeflerinden bir diğeri ise 2014 yılında başlattığımız koruma ve sağlamlaştırma çalışmalarını daha yaygın bir hale getirmekti. Sur duvarında kazı çalışmalarına devam edebilmenin şartı, dayanıklılığı kanıtlanmış bir sistem geliştirebilmekti. Bu çalışmalar da başarı ile yürütülmüştür.

Şimdi bu hedeflere ve adı geçen evrelere dair 2016 yılı sonuçlarını paylaşabiliriz:

HTP01 alanı

Danişmend Evresi

Danişmend dönemi işliklerine ait çalışmaların hedefinde 2015 yılında seramik üretimi ile ilgili elde edilen verilerin niteliğinin daha iyi anlaşılması ve seramik fırınlarının yerlerinin tespit edilmesi bulunmaktaydı. Fakat HTP01 alanının kuzeybatı bölümünde gerçekleştirilen çalışmalarda önceki yılda elde edilen verileri, yani seramik üretimini destekleyecek sonuçlara 2016 yılında ulaşılamamıştır. Seramik üretimi dışında yine işlikler bölgesinin tipik ocak yapıları, kuru taş duvarları, ve depolama elemanları izlenmeye devam etmiştir. 2016'nın işlikler açısından en önemli bulgusu ilk defa bir işlik mekanına girişin tespit edilmiş olmasıdır. Düzgün taşlardan oluşmuş bir basamak ile daha erken harçlı duvarların kullanıldığı mekana giriş sağlanmıştır.

Diğer yandan kuzeybatı bölümde yapılan çalışmalarda bir kaç insan kemiği parçası dışında mezarlık evresini temsil eden buluntulara rastlanmamıştır. Mezarlık için bu alanın etkin kullanılmamış olduğu ya da işlik evresinin kurulumu sırasında mezarlıkların tamamen kaldırıldığı düşünülebilir. Kuzeybatı bölümde gerçekleştirilen çalışmalarda elde edilen en önemli veri mezarlık evresi öncesinde bu alanda yayılım gösteren harçlı duvarlar, mekan içlerinde yer alan pithoslar ve erken dönem tabakalarından elde edilen seramikler ve hayvan kemikleridir. Bu yeni evre Hamamtepe'nin kronolojisine önemli bir boyut kazandırmıştır. Kilise ve mezarlar altında yeni bir Geç Antik çağ evresi artık kesinleşmiştir. Bu evreye ait yer yer 1,5m yüksekliğe kadar korunmuş harçlı duvarlar özellikle HTP01 alanının kuzeyinde yoğun olarak görülebilmektedir. Yine bu duvarların kiliseler altında takip edilebilmesi de Orta Bizans öncesi bir yapılaşmanın varlığını ortaya koymaktadır. Bu duvarlar Hamamtepe üzerinde batıda sur duvarına doğru uzanmakta, doğuda ise kiliselerin yayılımından daha geniş bir yayılım göstermektedir. 2016 yılında bu duvarların çevresinde derinleşme fırsatı bulunmuştur, toplanan verilerin analiz edilmesiyle birlikte yakın zamanda daha erken evrelerin tarihlenmesi, yerleşimin karakteri ve ekonomisinin anlaşılması mümkün olacaktır.

Orta Bizans Evresi

HTP01 alanının kuzeydoğu bölgesinde gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda Kilise B yapısının doğu dış bölümünde mezarların yayılımı, yapısal özellikleri ve korunma durumları hakkında bol miktarda veri toplanmıştır. Toplamda 26 mezar kaldırılmıştır. Çocuk mezarlarının sayıca ağırlıklı olduğu bu bölgede önceki yıllarda kazılan mezarlar ile kıyaslandığında yapı türlerinde farklılaşmalar olduğu ve daha fazla miktarda mezar buluntusu özellikle de cam bilezik içerdikleri görülmüştür. Bu bölgede ortaya çıkarılan mezarların çoğunluğu daha önceki yıllarda bulunan mezarlardan farklı olarak tuğla ve taş sıraları ile çevrili olup Hamamtepe'de sıkça görülen bir uygulama olan anakayadan kesilmiş kapak taşları ile kapatılmışlardır. Mezarlarda kültürel tahribat seyrek olarak üst evrenin kullanımına bağlı iken buradaki mezarların büyük bir kısmı rahatsız edilmemiş bir biçimde bulunmuştur. Ancak iskeletler üzerinde doğal şartlardan dolayı tahribatlar gözlemlenmiştir. Bazı durumlarda ikincil gömü nedeniyle iskeletlerin bir kenara toplanması ve kapaksız olan mezarlarda ise iskeletlerin işlik evresinde yapısal çalışmalar nedeniyle tabakada kısmen dağıldıkları gözlemlenmiştir. Mezarlara ek olarak Komana'da ilk defa gömü olmayan bir iskelet bulunmuştur. Yüzükoyun yatar halde olan bu iskeletin düştüğü yerde) öldüğü veya öldükten sonra buraya atıldığı tahmin edilmektedir. Yırtıcı hayvanlar tarafından rahatsız edilmiş iskelet üzerinde hayvan diş izleri görülmüştür. İskeletin Danişmend sonrası Osmanlı öncesi olması beklenebilir. Kilise B'nin temel seviyesinin altında ortaya çıkan harçlı duvarlar doğuya doğru devam etmiştir. Daha erken evreye ait bu yapıların etrafındaki tabakalarda daha erken dönemlere ait gündelik kullanım kapları özellikle Roma dönemi seramikleri daha fazla görülmeye başlanmıştır. Danişmend - Selçuklu işlik evresi malzemelerine bu derin tabakalarda neredeyse hiç rastlanmamaktadır ve bu durum tabakaların güvenirliliği açısında son derece önemlidir. Harçlı yapıların yayılımının anlaşılması 2017 kazı sezonunda hedefler arasında yer alacaktır.

HTP02 / Sur Duvarı

Sur duvarındaki çalışmalar kalenin kuzeybatı köşesinde yoğunlaşmıştır. Daha önce ortaya çıkarılan kuzey duvar batıya doğru takip edilmiş, kuzeybatının batıya bakan köşesini oluşturan burç ile bağlantısı kurulmuştur. Kazılar sırasında kuzey surun batısında burçtan yaklaşık 10m doğuda bir kapıya ulaşılmıştır. Surlar üzerinde ilk defa bir giriş ortaya çıkarılmaktadır, bu giriş yaklaşık 7m genişliğindedir. Şu anda üzerinde yoğun bir Osmanlı yapısının yer aldığı kapının Osmanlı öncesi, olasılıkla Danişmend dönemi seviyesindeki girişi temizlenmiş, kapının içerisinde yeralan döşeme taşlarında yoğun tekerlek izleri görülmüştür. Kapının doğu köşesi devşirme blok taşlarla yapılmış olup, duvarın genel mimari yapısı olan harçlı taş dolgu duvar örgüsünü takip etmemektedir. Duvarın sağlamlaştırılması sırasında farklı tamir evreleri tesbit edilmiştir, özellikle Osmanlı döneminde ciddi bir dolgu yapılarak alan seviyelenmiştir. 2017 yılında kapının tamamen ortaya çıkarılarak koruma altına alınması ve kaleye girişin açık bir şekilde görülebilmesi sağlanacaktır.

HTP04 / Sur Dışı Kullanım
HT04 alanında gerçekleştirilen çalışmanın amacı Hamamtepe'de sur ile çevrili yerleşimin kuzeyde surun dışında kalan yayılımını anlayabilmektir. HTP04 alanında gerçekleştirilen çalışmalarda geniş açmalar oluşturulduğundan çok derin bir çalışma yapılamamıştır. 2016 yılı çalışmalarında Osmanlı yapı kalıntılarını takiben ki ocaklar ve depolama kapları bulunmuştur, işlik evresi görülmüştür. Bu evreye tarihlenebilecek iki girişli olası bir kamusal yapı güney kesitte belirmiştir. Bu yapının önünde, taban altında su tahliye sistemi bulunmaktadır. Yapının özelliği 2017 kazılarında anlaşılabilecektir. Ayrıca Hamamtepe'nin merkezinde tespit edilen mezarların tepenin alçak bölümlerine de yayıldıkları görülmüştür. Bu bölgede iki iskelet kaldırılmıştır. Her ne kadar mezarlarda kapaklar tespit edilmemiş olsa da yatış yönleri bakımından Bizans dönemine tarihlenebilirler. Bu mezarlar sur duvarlarının kuzeybatısında duvarın hemen üzerinde geçmiş yıllarda ortaya çıkarılmış mezarlarla çağdaş olabilir ancak evrelenme konusu henüz bu bölgede yeterince anlaşılmamıştır.

Çevresel Arkeoloji Çalışması

Doç.Dr. Evangelia Pişkin başkanlığında yürütülen çevresel arkeoloji çalışmalarında 2016 yılında toplam 1860 litre toprak örneği 133 parça halinde yıkanmıştır. Kontrol edilen örneklerde bulunan nadir buluntuların (boncuk, metal objeler vb.) yanısıra çok sayıda hayvan kemikleri, yanmış ve taşlaşmış bitki kalıntıları, çeşitli metal obje parçaları, cam parçaları ve kırık seramikler de bulunmuştur. Hayvan kemikleri çalışmasında elde edilen veriler derlendikten ve ayrıştırma işlemi yapıldıktan sonra; örnekler ayrıntıyla incelenmek, analiz edilmek ve tanımlanmak üzere Ortadoğu Teknik Üniversitesi Yerleşim Arkeolojisi Anabilim Dalı Çevresel Arkeoloji Birimine gönderilmiştir.

Arazide Koruma/Sağlamlaştırma
2016 yılında arazide konservatör/restoratör Yasemin Özer'in yürüttüğü koruma çalışmaları kapsamında, sur duvarında ve harçlı duvarlarda koruma ve sağlamlaştırma çalışmaları yapılmıştır. 2015 yılında orjinal harçtan örnek alınıp yapılan analiz sonuçlarına göre hazırlanan kireç harcında kum, pomza tozu, çakıl ve kireç kullanılmıştır. 2015 yılında yapılan duvar konservasyonu çalışmalarında olumlu sonuçlar alınmış, 2016 yılında bu yönteme devam edilmiştir. İşlem dört aşamalı biçimde yapılmış olup bunlar; temizlık, yıkama, derz dolgu uygulama ve kazıma şeklindedir. İşlem uygulama sırasında yapılan harca çok az miktarda su eklenip uygulama sonunda hızlı kurumayla oluşan çatlakları önlemek için nemli çuval bezi örtülmüştür. Ayrıca duvarın üst kısımları su geçirimliliğini engellemek için kaba harç uygulanarak üzeri çakılla kapatılmıştır. Buradaki amaç suyun tabana işleyip harca ve duvara zarar vermesini engellemektir. Duvarın üst yüzeyinde eksik kısımlar orjinali bozmayacak şekilde eklemeler le desteklenmiştir. Ekleme yapılan alanlardaki amaç ise su eğimini vermek, suyun duvar üzerinde kalmasını engellemektir.

Müze Teşhiri
2016 yılında Tokat Müzesi arkeologları ile birlikte Komana kazılarına ait bir teşhirin hazırlanabilmesi için çalışmalar başlatılmıştır. Bu kapsamda eserler seçilmiş, bilgilendirme yazıları ve vitrin içi panolar hazırlanarak vitrin düzenlenmiştir. Tokat Müzesinde artık bir Komana teşhir vitrini bulunmaktadır. Komana'da 2016 sezonunda küçük eserler üzerinde çalışmalar yürütülmüş, buluntu grupları tanımlanmış, çizim ve fotoğraflama işleri yapılmıştır. Yrd.Doç.Dr. Meryem Acara Eser metal buluntular üzerindeki çalışmalarına devam etmiştir. 2016 yılının özel şartları sebebiyle Toplumsal Arkeoloji çalışmalarına ara verilmiş, ancak Mayıs 2017'de Tokat'ta kültürel mirasın farkındalığının arttırılabilmesi amacıyla Komana kazısı liderliğinde, Tokat İl Kültür ve Turzim Müdürlüğü ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi işbirliğiyle "Tokat'ın Antik Kentleri Sempozyumu" düzenlenmiştir.

© 2014 karp